Cinsel İstismar Suçundan Hüküm Alan Ergenlerin Cinsel Saldırgan Davranışlarıyla İlişkili Faktörlerin Araştırılması


Gedik Küçük Z., Gölge Z. B.

International Journal of Social and Humanities Sciences, cilt.3, sa.2, ss.21-36, 2019 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Yayın Türü: Makale / Tam Makale
  • Cilt numarası: 3 Konu: 2
  • Basım Tarihi: 2019
  • Dergi Adı: International Journal of Social and Humanities Sciences
  • Sayfa Sayıları: ss.21-36

Özet

Ergenlik biyo-psiko-sosyal gelişimin çok hızlı olduğu çocukluk ve yetişkinlik arasında gelişimsel zorlanmaların sıklıkla yaşandığı kaotik bir süreçtir. Cinselli-ğin yoğun olarak hissedilmeye başlandığı, cinselliğe karşı yoğun ilgi ve merakın oluştuğu ve cinsel dürtülerin kontrol edilmesinde güçlüklerin yaşandığı ergenlik dönemi cinsel suç davranışı açısından riskli bir dönemdir. Bu çalışmada ergenlik döneminde görülen cinsel suç davranışının ortaya çıkmasında hangi faktörlerin etkili olduğu araştırılmak istenmektedir. Bu amaçla cinsel suç nedeniyle hüküm giymiş ergenlerle geniş görüşmeler yapılarak çocuğun suç davranışında etkili olabileceği düşünülen çevresel, kültürel, bireysel ve bilişsel faktörler değerlendi-rilmiştir.

Çalışma grubu cinsel suçtan hükümlü bulunan 15-17 yaş aralığında 50 erkek ergen ile herhangi bir suç kaydı olmayan 15-17 yaş aralığında 50 erkek ergenden oluşmaktadır. Katılımcılara araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formu, duygu düzenlemede güçlükler ölçeği, çocukluk çağı travma ölçeği, çocukluk narsisizm ölçeği ve ergenlerin erkeklik algısı ölçeği uygulanmıştır. Araştırma ve kontrol grupları arasında cinsellikle ilgili bilgileri edinme yaşı açısından anlamlı bir farklılık olmadığı, buna karşın hükümlü gruptaki ergenlerin arkadaşlarının suç geçmişi ve arkadaşları ile birlikte suç sayılabilecek riskli davranışta bulunma oranlarının yüksek olduğu bulunmuştur. Hükümlülerin duygu düzenlemede güç-lük ve çocukluk çağı travma skorlarının kontrol grubuna kıyasla anlamlı düzey-de yüksek olduğu, ancak erkeklik algısı ve narsisizm skorları açısından gruplar arasında anlamlı bir farklılık olmadığı tespit edilmiştir.