Dünya'da ve Türkiye'de ÇED Uygulamaları ve Biyoçeşitliliğin Korunması


SİVRİ N. , KALKAN E., OKSAY R. G.

Türk Bilimsel Derlemeler Dergisi, cilt.1, ss.7-14, 2008 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 1
  • Basım Tarihi: 2008
  • Dergi Adı: Türk Bilimsel Derlemeler Dergisi
  • Sayfa Sayısı: ss.7-14

Özet

Yatırımlarda ve faaliyetlerde, doğa unsurunu dikkate alan ve bu sürekliliğe yardımcı olmaya çalışan Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporları, sadece Türkiye’de değil Dünya’da da önem kazanmaktadır. Stratejik Çevresel Değerlendirme (SÇD) ise, çevre yönetimi için kullanılan araçlardan biri olan faaliyetler düzeyde uygulanan ÇED’in bir ileri aşamasıdır ve makro düzeyde uygulanır. Dünyanın birçok yerinde plan ve program için SÇD uygulanmaya başlanmıştır. Çünkü incelenen çoğu ÇED rapor ve projesinde, biyoçeşitlilikten ziyade getireceği ekonomik olanaklar öncelikli olmuştur. En belirgin örneklerden biri, Romanya’daki Tisza nehrinde meydana gelen siyanür faciası ve 3 yıl sonrasında hazırlanan ÇED raporudur. Rusya’da Sakhalin bölgesindeki petrol/doğal gaz boru hattı ÇED ve biyoçeşitlilik yaklaşımı açısından incelenen başka bir olaydır. Proje aşamasında ÇED raporu doğrultusunda Western Grey Whale türü dikkate alınarak projede değişikliğe gidilmiş böylece söz konusu türe olabilecek olumsuz etkiler minimuma indirilmiştir. Türkiye’de de ÇED raporları açısından olumlu ve olumsuz örneklere rastlamak mümkündür. Hem STK’ları, hem yöre halkı ve hem de basının takibinde olan Kaz Dağları (ÖKA)’ nda altın madeni arama faaliyetleri güncel bir örnektir. İğne Ada’da uygulanan Biyolojik Çeşitlilik ve Doğal Kaynak Yönetim Projesi ise, haklı başarısını ortaya koymaktadır. Bu çalışmada, incelenen rapor ve projelerle, ÇED-biyoçeşitlilik-ekonomiklik açısından, Türkiye ve diğer ülkeler karşılaştırılmıştır. Son yıllarda ekonomik önceliğin, doğal hayat ve biyoçeşitlilikten ne yazık ki daha önemli olması araştırmanın çıkış noktasıdır. Başarılı örneklere rastlanması ve çevre bilincinin giderek artması, biyoçeşitliliği ve doğal kaynakları koruma adına umut vericidir. Türkiye’de yapılan ve yapılacak olan ÇED projeleri ile devamı sağlanacak biyolojik zenginliğin, ancak ciddi denetimler ve caydırıcı cezalarla, mümkün olabileceği öngörülmektedir. Artık ekolojik yaptırımlar, ekonomik yaptırımların önüne geçmelidir.