Konjenital Kalp Hastalıklarının Tanısında İnvaziv Yöntemler


Saltık İ. L.

Türkiye Klinikleri Kardiyoloji Dergisi, cilt.16, ss.151-160, 2003 (Diğer Kurumların Hakemli Dergileri)

  • Cilt numarası: 16 Konu: 3
  • Basım Tarihi: 2003
  • Dergi Adı: Türkiye Klinikleri Kardiyoloji Dergisi
  • Sayfa Sayısı: ss.151-160

Özet

ÖZET
Pediatrik kardiyolojide yaygın ve en çok kullanılan tanısal invaziv yöntem kalp kateterizasyonu ve anjiyografidir. Bu yöntem gerek kardiyak fizyolojinin, gerekse konjenital kalp hastalıklarının anatomi ve hemodinamisinin tanımlanmasında çok önemli bir yere sahiptir. Pediatrik kardiyolojide kalp kateterizasyonu ve anjiyografinin bu konumu zaman içinde bazı değişikler göstermiştir (1). Başlangıçta, kalp kateterizasyonu, daha çok kardiyak fizyolojinin tanımlanmasında kullanılırken 1960-1970li yıllarda kardiyak cerrahinin de gelişimiyle anatomik tanı amacıyla yoğun bir şekilde kullanılmıştır. 1980li yıllarda ekokardiyografinin tanısal yöntem olarak ortaya çıkması ile ekokardiyografi, konjenital kalp hastalığının tanısında kalp kateterizasyonu ve anjiyografinin önüne geçerek bir çok hastada kalp kateterizasyonu gereksinimini ortadan kaldırmıştır (2-4). Son 10-15 yılda ise tedavi edici girişimlerin giderek artması ile hemodinami laboratuvarları ekokardiyografiye kaptırdığı hastalarını cerrahiden alarak hasta sayılarını arttırmaya başlamıştır. Ancak bunun sonucu olarak kalp kateterizasyonu ve anjiyografi yapılan hastalarda tanısal işlemler azalırken, tedavi edici işlemler giderek artmıştır. Tedavi edici işlemlerin tüm işlemlere oranı %40-60 düzeylerine çıkmıştır (5). Zaman içindeki bu değişimlere rağmen kalp kateterizasyonu ve anjiyografi başlangıçta olduğu gibi günümüzde de konjenital kalp hastalıklarının tanısında "en son ve en güvenilir" tanısal test olarak kullanılmaktadır (6).